PENDİK ABDURRAHMANGAZİ İLKÖĞRETİM OKULU
 
 4/C SINIFI WEB SAYFASI
  ANASAYFA   Öğretmenimiz   FORUM   DOSYALAR   FOTO GALERİ   MESAJ PANOSU   İLETİŞİM
Üyelik Girişi
Site İçeriği
 
 Sınavlar
 Ödevler
 Ders Programı
 Duyurular
 Belirli Günler
 Öğrencilerden Şiirler
 Ders Etkinlikleri ve Çizelgeler
 Eğitsel Oyunlar
 Okulumuz
 Sınıfımız ...
 Sosyal Külüplerimiz
 Okul Yönetimi
 Sınıf Yönetimi
Videolar
 
 Öğrencilerim
 Eğitim
 Gezilerimiz
Linkler
 
 Milli Eğitim Bakanlığı
 Pendik Kaymakamlığı
 Pendik Belediyesi
 Pendik Milli Eğitim Müdürlüğü
 4-B Sınıfı Web Sayfası
 Abdurrahmangazi İlköğretim Okulu
 Öğretmen Akademisi Vakfı
 E-Okul Veli Bilgilendirme
 Dil Gelişim Merkezi
 İnteraktif Matematik Uygulamaları
 Sanal Dersane (Okulistik)
 Öğretmenler Odası
 Etkinlik Bak
Site Haritası
Takvim
Gazikent Eğitim Yönetimi Denetimi MBA
 
Google Grupları
gazikentpendikeyd grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

 
Anasayfa
 
  Öğrencileri birinci sınıfta çok fazla zorlamak istemeyen yetkililer, öğrencilerin sindirerek okuma yazma öğreneceklerini belirttiler.2012-2013 eğitim öğretim yeni müfredata göre eğitimde eğlenerek ve oynayarak öğrenme dönemi başlatılacak.
 3. Düzenlenecek olan sempozyum 13 Haziran 2012' de Sarıyer İSTEK Kemal Atatürk Okullarında gerçekleştirilecektir.
Arşiv >>  

19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız Kutlu Olsun  ...

 

 

 

 

Değerli Velilerim Sevgili Öğrencilerim,


Yeni eğitim sistemi nedeni ile bu sene öğrencileirmden ve sizlerden ayrılacağım. Bu amaçla 01.06.2012 Cuma günü, Aydos Tepesi Altıncı Kapı (Gölet) Mesire Alanı'nda düzenlenen Okul Pikniğine hepinizi davet ediyorum. Katılım ücreti ; Öğrenci 15 Veli 15 TL olarak belirlenmiştir .İsteyenler Piknik alanından 15 TL'ye Mangal da alabilecekelrdir. Güzel manzara temiz ve doğal bir ortam da hem eğlenip hem de 4 yılın bir genel değerlendirmesini yapmak istiyorum ...   Bu güzel etkinlikte görüşmek dileğiyle.

 


Anneler Günü Bu Pazar Kutlanacak ...


Anneler Günü, anneleri anmak ve onurlandırmak amacıyla tüm dünyada farklı zamanlarda kutlanan özel gün.

Anna JARVİS'in kaybettiği kendi annesi için 1908 yılında başlattığı anma günü, 1914 yılında Kongrenin onayıyla Amerika çapında genişledi. Zamanla başka ülkelere de yayıldı.


Anneler Günü, her yıl Mayıs Ayının 2. pazar günü Anneler günüdür. Anneler Günü evrensel bir gündür. Dünya da milyonlarca ana bugün çocukları tarafından sevgi ve saygıyla anılır.

 

Anneler Günü ülkemizde 1955 yılından bu yana kutlanıyor. Türk Kadınlar Birliği ülkemizde her yıl çocukları için büyük fedakarlığa katla­nan annelerden birini yılın annesi seçer.

 

Yaşamımızda önemli yeri olan tüm annelerimizi sevgi ve saygıyla anıyoruz ...

                           

ANNEMİN YÜREĞİ

 

Ben doğduğumda

Hep sen vardın yanımda

Küçücüktüm ben

Seninle büyüdüm annem

Hayatımda en değerlimsin benim

Günümün ışığı, kalbimin güneşisin

Sevgiyle dolu yüreğin

Hep beni sardı annem.

Bazen ağlayıp seni üzerdim,

Üzülerek gelip senden af dilerdim,

Kalbimde en büyük ışıksın sen.

Güneş gibi ısıttın ışığınla,

Kalbim dolu senin sıcak gülüşünle,

Asla bırakma beni,

Ben sensiz yaşayamam.

Seni görünce bir ışık birden parladı.

Gözlerimde bir melek O da sensin Annem

 

Beste ÇOTUK

 

 

Tüm velilerimizin ve öğrencilerimizin anneler gününü kutlarım ...

 

 

 




Okulumuzun Kültür Dergisi " Altın Çocuk " Yayın Hayatına Başladı ...

 

 

Altın Çocuk, okulumuzun vizyonu olan, "Parıldayan Gözler, Parlayan Gelecek" temasıyla yayın hayatına başladı.

 

Abdurrahmangazi İlköğretim Okulu, okul içi çalışmaları özendirmek, bunu velilerle ve sosyal çevresiyle paylaşmak amacıyla yılda bir kere yayınlanmak üzere okul kültürü dergisi yayınladı. Öğrencilerimizin ders içi ve ders dışı etkinliklerini paylaşarak onları üretmeye yöneltmek, varolan becerilerini açığa çıkarmak, akademik bilginin yanı sıra, sanatsal ve kültürel yönlerini de geliştirmeyi amaçladığı bu dergi çalışmasında tüm sınıfların, çalışmalarına yer verildi.

 

Dergi kapağında da yeralan, okulumuza ait bilgilerin de paylaşılacağı dergimizle, velilerimize ve sosyal çevremize de ulaşmayı amaçlıyoruz. Titiz bir çalışma sonucunda hazırlanan dergide emeği geçen tüm yönetici, öğretmen ve öğrencilerimize teşekkür ediyor, yeni sayılarda buluşmayı diliyoruz ...

 

 

 

 

 

ABDURRAHMANGAZİ İLKÖĞRETİM OKULU

Geleneksel Okul Kermesi

11 Mayıs 2012 Cuma

 


4.Kocaeli Kitap Fuarı 

12-20 Mayıs 2012


 

 

Değerli velilerim, 4.Kocaeli Kitap Fuarı  12 - 20 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirlecektir. Geçen yıl da olduğu gibi bu yıl da; 13 Mayıs 2012 Pazar günü, Derince Harikalar Sahili'ne gidip orada çeşitli Masal kahramanları ile eğlenip, yarışmalar düzenleyip, kavaltımızı yapacağız devamında da 4. kitap Fuarına giderek çocuklarda kitap okuma sevgisini kazandırmaya çalışacağız ... Katılmak isteyen öğrenciler velilerinden alacakları izin dilekçeleri ile sınıf öğretmenine başvurmaları gerekmektedir ...

 

 


Zambak Deneme Sınavı 

04/05/2012

4. Zambak Deneme Sınavı, yarın 3. ve 4. derslerde yapılacaktır ...


 

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız Kutlu Olsun ...

 


 

 

 

 

 

                         

***  Sağlık Taraması  ***

19.04.2012 Perşembe günü " Gezici Erken Tanı Projesi " kapsamında 4.-5. sınıflar düzeyinde sağlık taraması yapılacaktır. Tüm velilerimize duyurulur ...


Abdurrahmangazi İ.Ö

  Müdürlüğü

 

 

 

 

 

Okul Aile Birliği'nden Duyuru !...

Değerli Velilerimiz,


2011-2012 Eğitim ve Öğretim Yılı Eğitime Katkı Payı (Okul Aidatı) olan 50+50= 100 TL ödemelerinizi en kısa zamanda Okul Aile Birliğine veya Yapı Kredi Bankası Aydınlı Yolu Pendik Şubesi TR74 0006 7010 0000 0087 3018 85 numaralı hesaba yatırılması önemle rica olunur.

Aksi takdirde çalışanlarımızn maaş ve SGK ödemelerini yapamayacağımızdan dolayı elemanlarımızın iş akdlerini sonlandırma işlemine gidilecektir. Okul temizliklerimiz de aksayacak ya da tamamen yapılamayacaktır.

Konuya ilişkin ilginizi bekler, ödemelerini yapmamış olan velilerimizin acilen ödemelerini yapmalarını rica ederiz ...

 

Abdurrahmangazi İ.Ö

     Okul Aile Birliği

 

 

 


 Sevgili Öğrencilerim,

Vitamin eğitim sitesi şimdi herkese açık. Hepiniz aşağıdaki adrese giderek ücretsiz üye olabiliyorsunuz. Ücretsiz üye olanlar da 24 Mart'ta yapılacak olan SBS sınavında kendini deneyebilecek ve Türkiye sıralamasındaki yerini görebilecektir. Haydi !... Şimdi hepiniz üye olmaya, üyeliğinizi aşağıdaki bağlantıya girerek gerçekleştirebilirsiniz ...

http://www.vitaminegitim.com/secim.jsp

 

 

*       *      *

 

 

 

 ABDURRAHMANGAZİ İLKÖĞRETİM OKULU

GELENEKSEL PİLAV GÜNÜ

23 MART 2012


Okulumuzun Geleneksel Pilav Günü'nde eğlenmek, dinlenmek ve paylaşmak isteyen Tüm Öğrenci ve Velilerimiz davetlidir. Davetiye bedeli kişi başı 10 TL'dir ...

 

 

Önemli Duyuru :

Şişli Bilim Müzesi ve Denizcilik Müzesi gezisi katılımcı azlığı yüzünden iptal edilmiştir. İleri bir tarihte yeni bir gezi programı düzenlenecektir.

 


Pendik Bölge Hastanesi Tıp Bayramı'nı Yunus Emre Kültür Merkezi'nde Kutlayacak ...

 

 

Koro Şefi Pınar Dilek YILMAZ yönetimindeki Pendik Bölge Hastanesi " Türk Kalp Müziği Korosu ", Tıp Bayramını kutlamak için 15 Mart 2012 Perşembe Günü Pendik Yunus Emre Kültür Merkezi'nde bir konser verecektir. Sunumunu Dr. Özer ÖZTEKİN'in yapacağı konserin konuk sanatçısı Melihat GÜLSES olacaktır. Okulumuz Rehber Öğretmeni Önder YILMAZ'ın da eşi olan Koro Şefi Pınar Dilek YILMAZ yönetimindeki güzel konsere tüm sanatseverler davetlidir.

 


 Şişli Bilim Müzesi ve Denizcilik Müzesi Gezisi

 

Okulumuz 4. - 8. Sınıfları, 15 Mart 2012 Perşembe günü, Şişli Bilim Müzesi ve Denizcilik Müzesi'ne gezi yapacaklardır. Katılım bedeli 25. TL olup, veliler de 30 TL karşılığı geziye katılabileceklerdir.

 

 

 

4-C Sınıfı Basketbol'de de Var ...            

 

              4-C Sınıfı Öğrencileri, Pendik Belediyesi ve Balkan Spor Kulübü işbirliği ile gerçekleştirilen spor etkinliklerinde de yer aldı. 3 Erkek 6 kız öğrencimizin yeraldığı etkinlik 14 hafta süreli olup, Cumartesi ve Pazar günlerinde Pendik Ticaret Meslek Lisesi Spor Salonları'nda saat : 09.00 - 10.15 arasında yapılmaktadır. Öğrencilerimiz okuldan servisle alınıp salona götürülüp- getirilmektedir. başarılı olan öğrenciler profesyonel basketbol takımlarna ve milli takıma yönlendirilecektir. Eğitim bir bütündür, akademik bilgi yanında, sportif ve kültürel- sanatsal etkinliklere katılımda aynı oaranda önemlidir . Tüm öğrencilerime başarılar dilerim.

 


  

Zayıf Karne Yoktur, Zayıf Anne ve Baba Vardır

 

Konuya lafı dolandırmadan girelim mi?Öğrencilere yılda iki defa verilen karne öğrencinin başarısının yada başarısızlığının bir ölçütü değildir. Okulun amacı kendisine, ailesine ve topluma yararlı bireyler yetiştirmektir. Müfredat her zamangerçek yaşamın beklentilerini karşılamaz, karşılayamaz da.Geleceğin bilim adamlarını, ressamlarını, futbolcularını … Bir sayfa rakamlarla dolu kağıttan okumaya çalışmak ne kadar doğru olur.


Karne çocuğa verilmez, aileye verilir.Ailenin çocuğun yaşantısındaki yerini gösterir aslında. Genellikle fiziksel ihtiyaçları karşılayan aileler çocukları için her şeyi yaptıklarını düşünürler. TV kumandasıyla geçirdikleri vaktin kaçta kaçını çocuklarıyla geçirirler dersiniz. Bu gün okulda ne öğrendiniz diye sormak çok mu zordur.Anne ve baba karneye aynaya bakar gibi bakmalıdır.


Yarın karneler dağıtılacak, öğreniciler kendilerinden önce, ailesinin ve çevrenin tepkisine göre sevinecek ya da üzülecek. Hatta korkarak evden kaçanlar, intihara yönelenler olacak. Bir kaç yılda bir değişen eskisine kaka diyen müfredatın faturası bu mudur?


Peki anne ve babanın zayıf karne karşısında tutumu ne olmalı. Önce sevgi. Ona dokunun, saçında dolaştırın elinizi, Gözlerine bakın, gülümseyin … Onun sizin hayatınızda ne kadar önemli bir yeri olduğunu hissettirin. Başarısız olduğu derslerle ilgili birlikte neler yapabileceğinizi konuşun. Başarılı olduğu alanları vurgulayın. 
Severek yaptığı spor gibi, müzik gibi, resim gibi etkinliklere yönlendirin. Sizde katılın ona …


Karnesinde zayıfı var diye, cüzamlı gibi davranmayın çocuğa. 
Tatilini zehir etmeyin. Biraz sevgi ve ilgi hepsi bu!

Alpay CAVLAK
Alponline Eğitim ve Haber Siteleri Yöneticisi

 

 

 

Müzik Dersi 2. Dönem Ödevi

 

3 Tane Türk Sanat Müziği (Şarkı)

3 Tane Türk Halk Müziği (Türkü)

 

Her öğrenci seviyesine uygun beğeni ile söyleyebileceği, toplam 6 eser ezberleyecek.

Eserlerin sözleri ve söz yazarları, bestecileri, yöreleri gibi bilgiler belirtilecek.

Yazılan eserler dosyalanacak ...

 

Elif Senem GÖRÇİZ

Müzik Öğretmeni

 

 

 

 

HOŞGELDİN (2012) YENİ YIL 


 

Tüm Öğrenci, Veli ve Öğretmen arkadaşlarımın yeni yılını kutlar, tüm beklenti ve umutlarının gerçekleşmesini dilerim ...

 

  Sınıf Arkadaşımız Beste ÇOTUK'un Yeni Yıla İlişkin Görüşleri ...


 

2 Ocak 2012 Pazartesi 3. ve 4.  Derslerde SBS Sınavı Yapılacaktır ...

 

 

ABDURRAHMANGAZİ İLKÖĞRETİM OKULU

İSTANBUL KÜLTÜR GEZİSİ

 

‎28 Aralık 2011 Çarşamba günü, okulca İstanbul Kütür Gezisi'ne gidiyoruz. Gezi kapsamında; Topkapı Sarayı, Ayasofya Müzesi, Yerebatan Sarnıcı, Sultan Ahmet Camii, Arkeoloji Müzesi gezilecektir ... Gezi bedeli Öğrenci 25 TL, Veli 30 TL'dir.

****


****


****

****

 


Dikkat Ergen Var !...

Uzm. Psik. Çağla Tuğba DORTLUOĞLU


Yedi yaşlarından sonra arkadaşlarının çocuk üzerindeki etkisi hissedilmeye başlanır. Ergenlikte arkadaşa verilen değerin önem kazandığını görmekteyiz. 

 

Ergenlik başlarında kızlar ve erkekler vücutlarındaki değişmeleri tartışabilecekleri, duygusal durumlarını paylaşabilecekleri az sayıda arkadaşa ihtiyaç duyarlar. Böylelikle kendilerini tanıyabilir ve başkalarının dünyalarını anlayabilirler. Buluğ çağını izleyen yıllarda ergenin arkadaş çevresi genişler, böylelikle insan ilişkileri ile ilgili deneyimleri oluşur. Sosyal gelişme için ergenin akranları ile beraber olmasına ihtiyacı vardır. Bu sıralarda annenin, babanın ve diğer yetişkinlerin dünya görüşleri reddedilir. İçinde bulunduğu arkadaş çevresinin değerleri ve dünya görüşü genç için önem kazanmaya başlar. Bazı durumlarda ergen akran grubuna kabul edilmek için veya arkadaşları tarafından onay görmek için onların hareketlerini, tutumlarını benimser görünür. 

 

Ergenlerin arkadaşları ile ilişkileri, anne-babaları ile kuracağı ilişkilerden farklıdır. Anne-baba ile çocuk arasında ebeveyn otoritesine dayalı bir ilişki vardır. Anne-baba yol gösteren, doğruları söyleyen ve karar verendir. Buna karşılık akranlarla beraberlik farklı bir ilişkiyi gerektirir. Bu daha eşitlikçi bir sosyal teması gerekli kılar. 



Akranlar eşit bilgiye ve yetkeye (otoriteye)sahiptirler. Akranlarıyla kurduğu ilişkide genç, başta eşitlikçi sosyal ilişki kurmayı, güvenli davranış göstermeyi, kendi düşüncelerini ifade etmeyi, başkalarının fikirlerini hoşgörü ile karşılayabilmeyi öğrenir. Aynı zamanda ergen, aileden gelen değer yargıları ile arkadaşlarından gelen değer yargılarını birbirleri ile uyuşturma uğraşısı içindedir. Karşı cinsin kabul edici tavırlar içinde olması ve gencin beğenmesi ergenin kendini değerli bir varlık olarak algılamasına ve karşı cinsle daha güvenli ilişkiler kurmasına yol açar. 

 

Çocuklukta arkadaşları ile ilişkileri kısıtlanmış, yetişkinlerle olan temaslarında horlanmış çocuk bunun etkilerini ergenlik ve yetişkinlik dönemine de taşır. Yaşdaşları ile eşitlik ilkesine dayalı sosyal ilişki kurmakta başarılı olamayan çocuk ve gençlerin arkadaşları tarafından kabul görme konusunda sorunları olacaktır. Arkadaşlarınca kabul göremeyen çocuk, güvensiz, kırgın ve küskün olur. Arkadaş grubunca itilme, arkadaş olmayı istediği akranları tarafından dışlanma, genci fazlasıyla üzer. 

 

Buluğ yıllarından itibaren ergenin bağımsız davranma eğilimi, idealist biçimde düşünmesi, daha mantıklı biçimde akıl yürütmesi, cinsel bakımdan ortaya çıkan olgunluk belirtilerinin getirdiği yeni ihtiyaçlar ergenin başkaları ile ilişkilerini etkiler. Gencin zeka seviyesi, okul başarısı, fiziksel görünüşü, yetenekleri, duygusal olgunluğu da başkalarınca kabul edilme-benimsenme derecesini etkilemektedir. 

Gencin belli bir alanda hüneri veya becerisinin olması onun arkadaşlarınca daha kolay benimsenmesine yol açar ve böyle gençler arkadaşları arasında sivrilebilir. Grup tarafından kabul görme, gencin kendine olan güvenini pekiştirir, arkadaşları arasında duygu ve düşüncelerini rahatça dile getirebilir, başkalarının etkisinde daha az kalabilir. Arkadaşlarınca yeterince benimsenmeyenler, grubun etkisinde daha kolay kalabilir. Kendilerine güvenleri yeterince gelişmemiş gençler de arkadaşlarının telkinine daha açık olurlar. 

 
GRUBUN ERGEN ÜZERİNDEKİ ETKİSİ: 


Bireyin öğrenilmesi zor ve zaman alan, düşünce gücü gerektiren konularda yalnızken öğrenilmesinin daha kolaylık yarattığı; ama grubun bazı öğrenme durumlarında bireyin öğrenme isteğini ve gücünü arttırdığı gözlenmiştir. Öğrenilmiş bir konunun grup içinde tekrar edilmesinin öğrenmede kolaylık yarattığı görülmüştür. “sosyal kolaylaştırma” olarak adlandırılan bu durum sınıfın bazı öğrenme durumlarını kolaylaştırdığını göstermektedir. Ayrıca grup ortamı rekabeti arttırmaktadır. 

 

Grubun insana en önemli etkilerinden birisi “grup arzusuna uyumdur”.Bir grupta gruptaki insanların bir örnek davranma eğiliminde olduğu gözlenmiştir. Herhangi bir grupta olduğu gibi, ergenlerin gruplarında da üyeler benzer davranışlar gösterirler. Bu, ortak tavır ve hareketlerde, giyimde, dinlenilen müziğin türünde ve konuşmada da gözlenebilir. 

 

Her grubun kendine has bir sosyal havası vardır. Ergenlerden oluşan arkadaş gruplarında zamanla ve arkadaşlık ilişkilerinin artması ile bütünlük duygusu artabilir. Bu gruplardaki birbirine bağlılık bir bakıma “biz” duygusunu ortaya çıkarır ve bazen kendi grubundan olmayan diğerlerini “başkaları”olarak niteleyip, dışlayabilir. Bu duygular gruplar arası zıtlaşmaları ve çatışmaları doğurur. 

 

Bazı genç grupları dışarıya kapalı, kendi aralarında ilişki kuran, çoğunlukla çevresini etkisi altında tutan bir-iki gencin ön ayak olduğu gruplardır. Grup liderlerinin saldırganca davranış sergilemesi ve suça eğilimli olması durumunda gruptaki gençler suç oluşturacak davranışlar sergileyebilirler. Ergenlik dönemindeki birey, grubun etkisine her zamankinden daha açıktır. 

 

 

24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜ

 

 

Tüm öğretmenlerimin ve Öğretmen Arkadaşlarımın 24 Kasım Öğretmenler Günü'nü kutlarım ...

 

 

 

 

 

20 KASIM DÜNYA ÇOCUK GÜNÜ


 


20 Kasım günü Dünya Çocuk Günü olarak kutlanıyor. 20 Kasım tarihi Çocuk Hakları Sözleşmesinin kabul edildiği gündür. Ülkemiz Türkiye'de Çocuk Hakları Sözleşmesini imzalamıştır. Bu sözleşmeye göre her çocuk temel bazı haklara sahiptir ve sözleşmeyi imzalayan devletler bu çocuk haklarını korumak zorundadır. 

Geleceğimizin teminatı olan çocuklara verilen hakların en temeli "Eğitim"dir. Her çocuk eğitim alma hakkına sahiptir. Ayrıca hiç bir çocuk 14 yaşın altında iken zorla çalıştırılamaz. Çocuklar gelecek demektir, çocuklara sahip çıkıp onları uygun bir şekilde yetiştirmek öncelikle ailelerin sonra öğretmenlerin en önemli görevidir.

Dünya Çocuk Günü evrenseldir. Birleşmiş Milletler Örgütü' ne üye bütün ülkelerde aynı günde kutlanır. Üye ülkelerin radyo, gazete ve televizyonlarında bu günün önemi anlatılır. Çocukların bakım ve korunmasının gerekliliği üzerinde durulur.

Çocuklar yarının büyükleridir. Geleceğin yöneticisi ve güvencesidirler.


İnsanlığın mutluluğu, dünyamızın güzelleşmesi, çocukların korunmasın, iyi yetişmesine bağlıdır. Barış içinde yaşamak, güzellikleri paylaşmak, eğitimle olur. Dünya Çocuk Günü çocuklar arasında ortak duygular oluşmasını, ulusların barış içinde yaşama özlemlerinin pekişmesini amaçlar.

Bu amacın gerçekleşmesi için Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 1959 yılında daha iyi bir yaşam, mutlu bir çocukluk dönemi için Çocuk Hakları Bildirisi' ni yayınladı.

Ülkemizde çocuklara sağlık hizmeti götürmek amacıyla çocuk hastaneleri açılmıştır. Çocuk yaşta suç işleyenlerin iyiye yöneltilmesi için Çocuk Islahevleri kurulmuştur. Büyük yerleşim merkezlerinde çocuk bahçeleri vardır. Çocukların yararlandığı çocuk kitaplıkları kurulmuştur. Öte yandan anasız, babasız çocukların korunması, bakımı, barındırılması için Çocuk Esirgeme Kurumu ve Yetiştirme Yurtları açılmıştır.

Dünya Çocuk Günü'nde okullarda, sınıflarda günün anlam ve önemi üzerinde durulur. Dünya Çocuk Hakları ve Türk Çocuk Hakları Bildirileri okunur. Bildirilerde belirlenen belli başlı haklar konusunda açıklamalar yapılır.


Dünya Çocuklar Günü ile ilgili Konuşma :

Bugün küçüğüz. Ama yarın büyüyeceğiz. Okuyup ailemize. milletimize ve devletimize faydalı insanlar olacağız. Subay, doktor, avukat, öğretmen, hakim, mühendis, memur, tüccar olup, yurdumuza hizmet edeceğiz. 
Henüz küçük olduğumuz için, her ihtiyacımızı annemiz ve babamız karşılar. Babamız dışarıdaki ihtiyaçlarımızı karşılar. Annemiz bize bakar, yiyecekleri pişirir, giyeceklerimizi diker ve onarır. Annesiz ve babasız çocuklara "Çocuk Esirgeme Kurumu" bakar.

Bir ülkenin geleceği için, çocuk çok önemlidir. Gelecekte büyüyecek olan bu çocuk, vatanına hizmet edecektir. Ailesine yardımda bulunacaktır. Bunun için, çocukların sağlıklı büyümeleri ve eğitilmeleri gerekir. Ahlaklı, dürüst, vatansever olarak yetiştirilen insanlar, vatanları için bir teminattır.

Cumhuriyet döneminde, yüce Atatürk'ün emriyle, Türk çocuklarının en iyi şekilde yetiştirilmesine çalışıldı. Sağlığına, eğitim ve öğretimine önem verildi. Çocukların okumaları için her kademede okullar açıldı. Çocuk bakım evleri, doğum evleri, çocuk hastaneleri, çocuk yuvaları kuruldu. Yardım kurumları eliyle kimsesiz çocuklara yardım edilmektedir. Okullarımızda çocukların eğitimi ve sağlığı üzerinde çok dikkatlice durulur. Anne, baba ve öğretmenler bizim çok iyi bir insan olarak yetişmemiz için uğraşırlar. Biz de, bu emekleri boşa çıkarmayalım. Çok çalışalım. Büyüklerimizin sözünü dinleyelim. Herkesle iyi geçinelim. Yoksul, kimsesiz arkadaşlarımıza yardım edelim.

Çocukların kıymetini bilen, onlara önem veren milletler, iyi bir neslin yetişmesi için çalışırlar. Okullar, çocuk tiyatroları, çocuk kütüphaneleri, çocuk parkları ve bahçeleri yaparak, çocukların en iyi biçimde yetişmelerini sağlarlar.

Gazete, dergi, kitap, çeşitli çocuk yayınları, çocukların eğitim, öğretim, kültür ve bilgi bakımından gelişmeleri için çıkarılır. Radyo ve televizyonlarda çocuklar ile ilgili programlar düzenlenir.

Atatürk, hiç bir milletin yapmadığını Türk çocukları için yaptı. En büyük bayramımız olan 23 Nisan Milli Egemenlik Bayramı'nı bize armağan etti. Bugün bu bayram, çocuk bayramı olarak kutlanıyor. Vatanımızı düşmandan kurtaran Atatürk, Türk çocuklarından vatansever olmalarını ister. Vatanın bir karış toprağını bile canları pahasına da olsa kimseye vermemesini, gerektiğinde seve seve canlarını vermelerini ister. İyi birer yönetici olarak yurdumuzun yücelmesine ve kalkınmasına yardımcı olmalarını ister.

Çocuklara önem veren milletler, Ekim ayının ilk Pazartesi gününü "Dünya Çocuk Günü" olarak kabul etmişlerdir. Bu günde çocukların iyi yetişmeleri ve korunmaları üzerinde durulur. Kimsesiz çocuklara yardımlar yapılır. Çocukların iyi birer insan olarak yetiştirilmelerine uğraşılır. Irk, dil, din farkı gözetilmeden bu yardım yapılmalıdır.

                        
                             

 

 

*************************************************************

DERS ÇALIŞMAYI İSTEMEK DEĞİL, İSTEMEMEK DAHA DOĞALDIR …

Yrd.Doç.Dr. Oktay AYDIN

oktayaydn@hotmail.com

 

Okula devam eden bir çocuk için en çok dile getirilen şikayetlerden birisi, “Bu çocuk ders çalışmıyor…” şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Öğretmenler ve anne-babalara sorulacak olsa, belki de en çok dile getirilecek sorunlardan birisi ders çalışmama sorunudur. Bir çok öğrencinin yaşadığı ders çalışmama sorunu karşısında da, biz yetişkinler telaşlanır ve çocuğun iyiliği adına (!) ona her tür baskıyı yaparak bu alışkanlığın yerleşmesine çalışırız. Onu karşımıza alır ve yüksek bir ses tonuyla, “Evladım, yediğin önünde, yemediğin arkanda, sana iş yap diyen yok, para kazan diyen yok. Sadece ve sadece ders çalışmanı istiyoruz çocuğum. Çok şey mi istiyoruz? Biz senin kötülüğünü mü istiyoruz?” gibi coşku dolu sözler sarfederek ikna etmeye çalışıyoruz. Bu arada “Biz senin kötülüğünü mü istiyoruz?” gibi bir ifadenin de aslında konuyla hiçbir ilgisi olmadığını, tamamen ego dili olduğunu söylemiş olalım ve iletişimde bu ego diliyle nasıl başımızın belaya girdiğini de bir başka yazıya bırakalım.

 

Konumuza geri dönersek, aslolan şudur ki, bir çoğumuz, oldukça zorlayıcı bu sorunu, gerçek boyutlarıyla anlamaya çalışıp da gerçekçi bir çözüme kavuşturmak yerine, kestirme çözümler arayıp işi iyice içinden çıkılmaz hale getiririz.

 

O halde ders çalışmama sorunu nedir ve nasıl çözülür? Sorunun çözümü üzerine düşünmeden önce gerçekten ne olduğunu ve nereden kaynaklandığını anlamaya çalışalım.

 

Ders çalışma konusu, çocuğumuz ya da öğrencimiz söz konusu olduğunda kahramanca mücadele ettiğimiz bir sorun olmakla birlikte, kendi çocukluğumuzdan itibaren aslında bizlerin de çoğu zaman yaşadığı bir sorun olmuştur. Sanki biz kendi çocukluğumuzdan itibaren, eve gelir gelmez dersin başına oturmuş, aralıksız ders çalışmış, her gün iki saatin altına düşmemiş, bunu haftanın her günü yapmış ve üstelik bundan müthiş zevk almışız da, böylesine kolayca bir şeyi çocuklardan beklememiz de son derece doğalmış gibi davranırız.

 

Açıkçası, bence, ders çalışma hiç de zevkli bir uğraş değildir. Bu nedenle de, bir çocuğun ders çalışmayı istemesi değil, istememesi daha doğaldır. Böyle bir söylem karşısında, zaman zaman “İyi ama, öğrenmek zevkli değil midir?” diye soruluyor. Öğrenme elbette zevkli bir uğraştır. Ancak öğrenme ile ders çalışma aynı şey değildir. Her ikisinin örtüştüğü durumlar olsa da bu, genellenebilir bir şey değildir. Öğrenme, özünde merak duygusuna dayanır ve içten gelen bir yönelimi ifade eder. Eğer, öğrenilecek şeyi ve öğrenme koşullarını siz belirliyorsanız, bundan keyif almanız da doğal ve beklenen bir durum olacaktır. Ancak, öğrenme içten gelen bir eylem olsa da, ders çalışma dıştan kişiye doğru yönelen bir beklentidir. Ve hiç kimse dışarıdan kendisine yönelen bir beklentiyi her zaman keyifle karşılamak zorunda değildir. Üstelik de, bu yıllar boyu süren ve sürekliliği olan bir zorlamadır.

 

Bir çok öğrenciyle yaptığımız görüşmede, ders çalışmanın zevksiz olduğu ifadesiyle karşılaşıyoruz. Ancak ilginç olan şey şu ki, “Peki, ders çalışmak gerekli midir?” diye sorduğumuzda, “Evet, gereklidir.” cevabı da alıyoruz. İşte, konunun kritik noktalarından birisi de buradadır. O halde, ders çalışma ile ilgili algı iki kavram etrafında yoğunlaşmaktadır. “Ders çalışmak zevksiz ama gerekli…”

 

Bu ilginç ve kendi içinde paradoksal bir durumdur. Asıl çözülmesi gereken yer de buradadır aslında. Bir cümleyle ifade edilmiş olsa da, çözümü o kadar kolay değildir. Sorunun analizini yaptığınızda karşınıza çıkan gerçek şudur: “Ders çalışmak zevksiz” diyen yanımız duygusal alanımızdır, “Ders çalışmak gereklidir” diyen yanımız ise akıl alanımızdır. Ve sorun aslında akıl odaklı değil, duygu odaklı bir sorundur. O halde, ikna edilmesi gereken yer de aklımız değil, duygularımızdır.

 

Bilmek, davranışlarımızı ve alışkanlıklarımızı değiştirmek için kesinlikle yeterli değildir. Gerçek olan şudur ki, hepimiz bir çok şeyi biliriz ama bu bildiklerimizi davranışlarımıza dönüştüremeyiz. Örneğin, sağlığımız için günde 30-40 dakika yürümemiz gerektiğini hepimiz biliriz, ancak büyük çoğunluğumuz bunu yapmayız. Neden yapmadığımız sorulduğunda da, bir sürü gerekçe ileri süreriz ki, çoğuna kendimiz de aslında inanmayız. Kitap okumanın yararları üzerine konferanslar verir, ortalığı nasihate boğarız ama evimizde kütüphanemiz yoktur. Kaldı ki, Türkiye ortalamalarına bakıldığında, kitap okumayı hiç sevmediğimizi de hemen görürüz. Sigara içmemek gerektiğini kabul ederiz ama sigaraları peşpeşe yakmayı ihmal etmeyiz. Demek ki, başkası üzerinden (özellikle de çocuklar üzerinden) ahkam kesmeyi ve bir bilen olmayı çok severiz ama kendimize gelince doğruları yapmamak için köşe bucak kaçarız. Sözün özü, başkasından bir şey istemek kolaydır ama kendimizden istemek zordur.

 

Sorunun çok önemli bir başka boyutu daha var… Biz çocuğa doğrudan ya da dolaylı olarak, “Evlat, ders çalış, yirmi sene sonra adam ol.”, “Evlat, ders çalış, beş sene sonra SBS’yi kazan.”, “Evlat, ders çalış, bir sene sonra sınıfı geç.” diyoruz. Bir başka ifadeyle, “Çalış, çalış, çalış… Çok ötelerde bir yerde duran ve seni bekleyen ödülünü al.” diyoruz ki, bu ödülü alıp alamayacağı da belli değil. Çocuğun bu uzun vadeli ve belirsiz ödüle karşın içinden geçirdiği ikinci seçeneği de şöyledir: “Çalışma, git internete gir.”, “Çalışma, git arkadaşınla gez.”, “Çalışma, yan odada oyuncaklarınla oyna.” vb.

 

Çocuk sizce bu iki seçenekten hangisini seçmeye eğilimlidir? Bu seçimi yapacak olan şey beynimizdir. Ve beynimiz dış dünyaya “haz odaklı” tepkiler vermeyi sevdiğinden, bu iki seçenek arasından, kendi doğasına uygun olanı tercih edecek ve burnunun dibindeki haz verici seçeneğe yönelecektir. İşte, tam da bu aşamada, çocuk, haz verici olan eyleme yönelirken, beyninin diğer bir bölgesiyle (prefrontal lob) ya bu hazzı ertelemeyi başaracak ya da başaramayacaktır. Uzun süre ders çalışamayan çocukların temel sorunu, büyük ölçüde bu hazzı ertelemedeki zorluklarından kaynaklanmaktadır.

 

Ders çalışma sorununun alt yapısında yer alan bir başka önemli ve çarpıcı sorun da motivasyonla ilgilidir. Ders çalışma sorununu tüm boyutlarıyla ele almadıkça çözümünü sağlamak da çok zor olacaktır. Bu nedenle, bu sorunun motivasyonel kaynaklarını ve gerçekçi çözüm ipuçlarını sonraki yazılarımızda ele alacağız.

 

Sonuç olarak, çocukların geleceği adına kaygılar taşımamız doğaldır ama bu kaygıların tamamen çocuk adına olduğunu söylemek zordur. Biz yetişkenlerin kaygısı biraz da, ebeveynlik egosu, öğretmenlik egosu ve kurumsal egolarla karışmaktadır. Çocuklar adeta bir makine düzeniyle ders çalışacak, sınavlar kazanacak, dereceler yapacak ve bizler de onlar için iyi şeyler düşündüğümüze kendimizi inandırarak narsistik egolarımızı besleyeceğiz.

 

Öyle görünüyor ki, bu “pazarlama eğitimi”, hepimizin gözünü boyamaya devam edecek ve bizler de çocuklarımız üstünden ego tatmini yapmaya ve hırslarımızı tatmin etmeye devam edeceğiz.

Not : Bu yazı Türk Eğitim Rehberi'nde yayınlanmıştır.

     *       *     *     *     *     *    *     *    *      *     *    *     *    *   *   *   *   *

 

 

10 KASIM

1881 - 193∞

Saygı ve özlemle anıyoruz ...

 

‎" İki Mustafa Kemal vardır: Biri ben, et ve kemik, geçici Mustafa Kemal ... İkinci Mustafa Kemal, ki O'nu "ben" kelimesiyle ifade edemem; O ben değil, bizdir! O, memleketin her köşesinde yeni fikir, yeni hayat ve büyük ülkü için uğraşan aydın ve savaşçı bir topluluktur. Ben, onların rüyasını temsil ediyorum. Benim teşebbüslerim, onların özlemini çektikleri şeyleri tatmin içindir. O Mustafa Kemal sizsiniz, hepinizsiniz! Geçici olmayan, yaşaması ve başarılı olması gereken Mustafa Kemal O'dur! "

 

 

 

 

KURBAN BAYRAMI

 

 

 

Tüm öğrencilerimin ve velilerimin Kurban Bayramı'nı içten dileklerimle kutlar, sağlık ve esenlikler dilerim ...

 

 


29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI

 

 

 

 

Sevgili Öğrencilerim 

ve 

Değerli Velilerim

 

 

" Cumhuriyetimizin kurulmasında ve yaşatılmasında emeği olan, başta Mustafa Kemal ATATÜRK olmak üzere, tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyor, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'mızın 88. yılını en içten duygularımla kutluyorum ...

 

Metin DERVİŞOĞLU

Sınıf Öğretmeni

 

 

 

 

4/C Sınıfı Veli Eğitimi 1

Değerli Velilerim, yarın (27.10.2011) saat 14.30'da sınıfımızda, "9/11 yaş grubu çocukların Psikolojik Düzeyleri ve Yaklaşımlar" konusunda sunum yapacağım. Tüm velilerimin katılımını önemle rica ederim ...

 

 *  *  *  *  *  

 

ABDURRAHMANGAZİ İLKÖĞRETİM OKULU OKUL AİLE BİRLİĞİ 

2011-2012 GENEL KURULU


Okulumuz 2011-2012 Eğitim Öğretim Yılı, Okul Aile Birliği Genel Kurulu, yarın (25 Ekim 2011) saat 13.15'te okulumuz çok amaçlı salonında yapılacaktır. Tüm velilerimizin katılımını önemle rica ederim ...

 Metin DERVİŞOĞLU

   Sınıf Öğretmeni


*  *  *  *  * 

 

 


Okul Öğrenci Meclis Başkanlığı Seçimleri Yapıldı ...

 

 

 

18 Ekim 2011 Salı günü okulumuzda yapılan Öğrenci Meclis Başkanlığı seçimlerine 6 öğrenci aday olmuştur. Seçim sonuçlarına göre :

 

Başkan Adayları;

 

Mustafa KISA (7/C) : 38

Sena YILDIZ (8/A) : 212

Fahrettin ZIRHOĞLU (8/C) : 241

 

Başkan Yardımcısı Adayları;


M.Taha COŞKUN (5-A) : 137

İlayda KESKİN (5/D) : 247

Nurefşan KÖKSAL (5/B) : 90


Yapılan oylamalar sonucunda Okul Öğrenci Meclisi Başkanlığı'na 8/C Sınıfından Fahrettin ZIRHLIOĞLU, yardımcılığına da 5/D Sınıfından  İlayda KESKİN seçilmişlerdir. Kutlar, başarılar dileriz.

 


 

*  *  *  *  *

1.Dönem 1.  Veli Toplantısı

Değerli Velilerim,

2011/2012 Eğitim Öğretim yılı, 4/C Sınıfı 1. Dönem Veli toplantısı 29 Eylül 2011 Perşembe günü saat 14.40'ta 4/C Sınıfında gerçekleştirilecektir. Tüm velilerimin katılımını önemle rica ederim.

 

Metin DERVİŞOĞLU

Sınıf Öğretmeni

                                       

 

*  *  *  *  *

 

 

 

2011-2012 Eğitim ve Öğretim yılı tüm öğretmenlerimize, sevgili öğrencilerimize ve değerli velilerimize hayırlı, başarılı ve uğurlu bir eğitim yılı olmasını dileriz ...

 

 Sınıf Öğretmeni 

*  *  *  *  *

 2011-2012  EĞİTİM ÖĞRETİM YILI  4/C

SINIFI   İHTİYAÇ LİSTESİ

                       *48 sayfalık çizgili, küçük boy defter( Ödev yazmak için kullanılacak)

                       *Yapıştırıcı (prit), küt burunlu küçük boy makas


TÜRKÇE:                     * 60 Yapraklı, çizgili, büyük boy defter

                                     * Yazım kılavuzu, sözlük, atasözü ve deyimler sözlüğü

                                     * Yeşil renkli, 20'li, sunum dosyası

  

 

 FEN ve TEKNOLOJİ:  * 40 Yapraklı, kareli, büyük boy defter

                                       * Mavi renkli 20'li, sunum dosyası


  

SOSYAL BİLGİLER:    * 40 yapraklı, çizgili, büyük boy defter

                                      * Kırmızı renkli, 20'li, sunum dosyası

  

 

MATEMATİK:               * 80  Yapraklı, büyük boy kareli defter

                                      * Cetvel (30 cm ), iletki, gönye, pergel

                                      * Sarı renkli, 20'li, sunum dosyası


NOT:  Alınacak araç gereçlerin dikkat dağıtmayacak ve diğer öğrencileri özendirmeyecek şekilde seçilmesini öneririm.

              Teneke ( metal ) kalem kutusu kullanılmayacaktır.

              Derslere girecek olan branş öğretmenlerinin ihtiyaç listeleri daha sonra belirtilecektir. 

                                                                                 Sınıf Öğretmeni

 

 

 

 

İlköğretim ve ortaöğretim okullarındaki yaklaşık 16 milyon öğrenci karne alarak tatile girdi.

 

3 Ay Sürecek Yaz Tatili Başladı ...


Öğrenciler, 180 iş günü ve yaklaşık 8 ay süren eğitim-öğretim yılı maratonunun yorgunluğunu 3 ay sürecek yaz tatilinde atacak.

2010-2011 eğitim-öğretim yılı 20 Eylül 2010'da başlamış, öğrenciler 28 Ocak-14Şubat 2011 tarihleri arasında yarıyıl tatili yapmıştı.

İlköğretim ve lise son sınıf öğrencileri mezun olmanın yanı sıra, yaz tatilinde her yıl olduğu gibi sınava girme, sınav sonucu öğrenme, tercih yapma ve kayıt heyecanı yaşayacak.

Lise son sınıf öğrencilerinin bazıları, 2010-2011 eğitim-öğretim yılının sona erdiğinin ertesi günü ve pazar günü ile sonraki hafta sonu, Lisans Yerleştirme Sınavları'na katılacak.

                     3/C Sınıfı 2010-2011 Eğitim Öğretim Yılı Karne Heyecanı ...


İlköğretim öğrencilerinden 7. sınıflar 5 Haziran'da, 8. sınıflar ise 4 Haziran'da Seviye Belirleme Sınavları'na (SBS) katılmıştı. İlköğretim 8. sınıfların katıldığı SBS sonuçları 7 Temmuz'da, ilköğretim 7. sınıfların sınav sonuçları ise 5 Ağustos'ta açıklanacak.

2011-2012 eğitim-öğretim yılı, 19 Eylül 2011 Pazartesi günü başlayacak. Okula yeni başlayacak anaokulu ve ilköğretim birinci sınıf öğrencileri 12-16 Eylül'de 'Uyum Programı'na alınacak.

 

TÜM ÖĞRENCİ VE VELİLERİMİZİN YAZ TATİLİNİ GÖNÜLLERİNCE GEÇMESİNİ DİLERİM ...

Sevgilerimle,

 

Metin DERVİŞOĞLU

Sınıf Öğretmeni


 

 

 

ABDURRAHMANGAZİ İLKÖĞRETİM OKULU YAZ PİKNİĞİ

KURNAKÖY PİKNİK ALANI

07 Haziran 2011


 

Değerli Velilerim ve Sevgili Öğrencilerim,

 

Geçen bir yılın yorgunluğunu üzerimizden atmak, dönemi güzel kapatmak amacıyla, 07 Haziran 2011 Salı günü, 09.00 - 16.00 saatleri arasında Tüm okulca Kurnaköy Piknik Alanı'na gidilecektir.

Piknik Gezisine tüm veli ve öğrencilerimiz davetlidir . Piknik Gezisi Bedeli kişi başı 10 TL'dir. Piknikte çeşitli oyunlar ve yarışmalar yapılacaktır.  Yaza güzel bir başlangıç yapmak isteyen herkesi bekliyoruz ...

 

 

 

 

Değerli Velilerim, Anneler Günü'nüzü İçtenlikle Kutluyorum ...

Metin DERVİŞOĞLU

 


 

 

 

Geleneksel Okul Kermesimiz 13 Mayıs 2011 Cuma Günü Yapılacaktır ...

 

 

Okulumuz Geleneksel Kermesi, 13 Mayıs Cuma günü, okul bahçesinde gerçekleştirilecektir. Tüm velilerimizin kermese katkı ve katılımlarını bekliyoruz ... 

 


 

ANNEM    

Annem benim,

Herşeyim,

Annem benim,

Biricik meleğim.

 

Annem en iyi melektir,

Hep yanımdadır,

Hastalanınca da başımdadır,

Hayatımın parçasıdır.

 

Annem, o kadar güzelsin ki,

Melekler senin yanında hiç,

Günümün ışığı,

Kalbimin parçasısın.

 

 SEVGİ AKBAL ÇOTUK ' A VE TÜM ANNELERE ANNELER GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN

       BESTE ÇOTUK  3/C 742

 

 

 

 

 




Ziyaret Bilgileri
 
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam7
Toplam Ziyaret8905
 
Köşe Yazarları
 
Soner CAN
Bir resim…Bir bitki…Bir mektup…

Metin DERVİŞOĞLU
Tatil Dönüşü ...

Önder YILMAZ
Çocuklarda Davranış Bozuklukları

Emirhan MACİT
Sevgi ve Mutluluk ...

Talha TEKİRDAĞ
Mutluluğun Yaşandıkça Ortaya Çıkan Sırrı

Beste ÇOTUK
Ah Çanakkale'm ...

NUR DİLARA UÇAK
Arkadaşlık ...

Keremcan SARAL
Bunları Biliyor Muydunuz ?

Fatma SAĞLAM
Hayvanları Sevelim ...

 
Hava Durumu
Anlık
Yarın
16° 21° 17°
Saat
 
 
Öğretmen Akademisi Vakfı
 


 
Öğretmenler Üretiyor
 


 
Ayın Öğrencisi
 

       


 
 
Yer sağlayıcı: Yurdum Yazılım