• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/sosyologist
Psikolog Berna YAY BİNGÖL
info@kozagelisim.com
Kardeş İlişkilerinde Anne Baba Tutumlarının Önemi
01/03/2019

Aileler, ilk çocukları ile birlikte ebeveyn olmayı öğrenmeye ve yeni hayatlarına alışmaya başlarlar. İlk kez anne baba olan bireyler, dünyaya gelen bir bebeğin bakımı, gelişim süreci ve eğitimi hakkında deneyimli olmamaları hasebiyle, telaşla hatalı davranışlarda bulunabilir ve neticesinde aile ilişkilerinde olumsuz etkiler görülebilir. Doğru tepkileri her zaman belirleyememeleri ve hatalı tutumlar sergilemeleri (özellikle 0-6 yaş aralığında) çocuğun kişiliğini olumsuz etkileyerek, çocuğun davranışlarında oluşacak belirli alışkanlıkları beraberinde getirmektedir. Ancak, tek çocuklu bir ailede hatalı davranışlar oluşmuş olsa dahi bir düzen sağlanmaktadır. Belli bir çerçevede sağlanan bu düzen, yeni bir bebek haberiyle ilk çocuk için hayatında meydana gelecek değişikliklerin habercisi olmaktadır. Bu durum, çocuğun henüz doğmamış kardeşine karşı olumsuz duygular beslemesini pekiştirebilmektedir. Bir örnekle açıklamak gerekirse; anne baba ve ailenin diğer üyeleri tarafından her isteği gerçekleştirilen, koruyucu tutum benimsenerek ve yoğun ilgi gösterilerek yetiştirilen bir çocuk, kardeşin aileye katılması ile sevgiyi paylaşmak zorunda olduğunu keşfettiğinde, kardeşine öfke ve nefret duyguları besleyebilmektedir. Her isteği kısa sürede doyuma ulaştırılan, tüm imkanları önüne sunup, özerkliğini keşfetmesine fırsat verilmemiş olan bu çocuğa, bir kardeşi olduğu için aniden sorumluluk yüklenmesi, ‘sen artık ağabey/abla oldun, böyle ağlamaman gerekir’ gibi cümlelerle bir anda büyümesinin beklenmesi, çocukta baskılanma oluşturarak kendini yetersiz hissetmesine ve duygusal kırılmalara neden olabilmektedir. Tüm bu olumsuz duyguları dışa vuramayan çocuk, tepkisini hayatındaki ani değişikliklere sebep olarak gördüğü kardeşine yansıtarak, ona zarar vermeye başlayabilir. Hatta çocuktan kardeşinin yok olmasını, evden gitmesini istediğine dair cümleler duymak da mümkündür. Tüm bu olumsuz duygu ve tepkilerin oluşmaması adına ebeveynlere önemli görevler düşmektedir.

    Çocuğun, henüz bir kardeşi yokken, hayata ve gelecekte ailesini paylaşacağı kardeşinin varlığına hazırlanması adına hoşgörülü, destekleyici ve dengeli bir tutum sergilenmelidir. Çocuğun özerklik ve özgüven kazanmasını, kendi ihtiyaçlarını giderebilmesini, diğerlerine saygıyı öğrenmesini destekleyerek yetiştirmeye gayret edilmelidir. Kardeş haberini verirken, çocuğa önce kardeş kavramı açıklanarak hayatında yeni keşfedeceği duygunun tanıtılması gerekir. Ayrıca çok cazip gösterme çabası taşımadan gerçekçi bir yaklaşımla hayatlarında oluşacak değişiklikler konusunda çocuğun bilgilendirilmesi önemlidir. Kardeşin gelmesiyle her şeyin çok güzel olacağını söylemek çocuğu beklentiye sokar. Yeni doğmuş, ağlayan ve sık uyuyan, insanların yoğun ilgi gösterdiği bir bebek ve anne baba ilgisinin azalacağı bir süreçle karşılaşan çocuk, hayal kırıklığı yaşayacak, kardeşi hakkında olumsuz düşüncelere kapılacaktır. Anne babasına duyduğu güvenin zedelenmesi ve kandırıldığını hissetmesi de olasıdır. Bebeğin ağlaması, uyuması ve kendilerini bekleyen diğer süreçler çocuğa anlatılmalı, gerekli noktalarda desteğine ihtiyaç duyulacağı söylenmeli ve kardeşlik kavramı açıklanarak benimsemesi desteklenmelidir.

    İki çocuk arasında kıyaslama yapmak, sen ağabeysin/ablasın diyerek bir anda büyümesini beklemek, küçük olması sebebiyle zarar görmesinden endişe ederek çocuktan kardeşini korumak, taraf olmak çocuğun olumsuz duygularını pekiştirecek ve kardeşler arasında ilişkinin zedelenmesine neden olacaktir.

    Tanışma ve kabul sürecinden sonra gelen bir diğer önemli zaman dilimi, kardeşin büyümeye başlamasıyla aralarında kuracakları iletişim ve duygusal bağdır. Kardeşler arası ilişkide temel oluşturan bu sürece hazırlanmak adına, ilişkileri hakkında konuşulması ve önerilerde bulunulması fayda sağlayacak, çocuğun kardeşiyle ilgili duygularını etkileyecektir.

Kardeşler arası ilişkide tarafsız kalmaya, kurdukları iletişime müdahale etmemeye özen göstermek, aralarındaki bağın güçlenmesinde oldukça önemlidir. Kardeşlerin birbirini anlamalarını ve problemlerini kendi aralarında çözmeye çalışmalarını destekleyen ebeveynler, hem aile içi ilişkilerin sağlıklı gelişmesini sağlayacak hem de yaşanması muhtemel çatışmaların dışında kalarak kıyas yapma riskinden uzaklaşmış olacaklardır. Kıyaslama yapmak, çocukların hem birbirlerine hem de ebeveynlerine öfke duymalarına ve kendilerinde aşağılık duygusu geliştirmelerine neden olan bir durum olması sebebiyle, ebeveynler tarafından uygulanmadığında sağlıklı kişilik geliştirmelerine ve aile içi ilişkiler kurulmasına imkan sağlar. Kardeş ilişkilerinde cinsiyet, yaş ve sıra ilişkiyi belirleyen diğer faktörler arasındadır. Çocukların yaş gelişim süreçlerini dikkate almak ve diğer özellikleri de göz önünde bulundurmak çözüm üretilmesine ve doğru tepki geliştirilmesine yardımcı olabilir.

    Konuya ilişkin nihai bir değerlendirme yapacak olursak, ailelerin bahse konu problemlerin yaşanmaması amacıyla bilinçli tutum ve davranışlar sergilemesi, kardeşler arası ilişkilerin ve çocukların kişilik özelliklerinin gelişimi açısından hayati öneme haizdir.

              
 Berna Yay BİNGÖL
Psikolog  & Aile Danışmanı                                                                  



356 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Çocuklarda Görülen İnatçı Davranışlar - 04/01/2019
Çocuklarda inatçı davranışlar, pek çok ebeveyn tarafından gözlemlenerek aile içinde sorunlara yol açmakta ve aile ilişkilerini olumsuz etkileyebilmektedir. Özellikle, 3 yaş döneminde sıkça gözlemlenen inatlaşmalar, çocuğun isteklerine ulaşma yolunda
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam36
Toplam Ziyaret132058
Hava Durumu
Saat
Öğretmen Akademisi Vakfı

Öğretmenler Üretiyor