• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/sosyologist
Dr. Mehmet KARADAĞ
mehmetkaradag1988@gmail.com
Doğum Sonrası Depresyon
29/05/2015
Gebelik süreci ve ardından doğum insan hayatında çok önemli yere sahiptir. Hem kendinden bir parça dünyaya armağan edilmiş, hem de o zorlu süreç sona ermiştir. Bunun mutluluğunu düşündüğümüzde doğum sonrası depresyonu anlamak oldukça zordur. Tüm bu zorluklara rağmen doğum sonrası depresyonu bir gerçektir. Tüm durumlarda olduğu gibi bu durumla da ne kadar fazla yüzleşilir, ne kadar iyi tanınırsa o kadar çabuk atlatılır. Doğum sonrası depresyon; doğumdan sonraki ilk 4 hafta içinde meydana gelir. En mutlu olunması gereken zamanda mutsuzluk, güçsüzlük, ağlama, bebeği istememe, ona bakamama, gerekenleri yapamama gibi belirtilerle ortaya çakabilir. Annede çökkün ruh hali ve yaptığı işlerden zevk almama belirtileri mevcuttur. İştah ve uyku düzeninde değişiklikler gözlenebilir. Ama iştah ve uyku problemleri bazen lohusalığa bağlandığından depresyon gözden kaçırılmaktadır. Doğumdan sonra hormonlardaki hızlı düşüş kimyasal değişikliklere sebep olur. Net sebebi belli olmamakla beraber östrojen ve progesteron hormonlarının ani düşüşü suçlanmaktadır.


Depresyon hem anneyi kötü etkiler hem de dünyaya yeni gelen bebeğin anneye tamamen bağlı ve her şeyi ondan beklemesine bağlı olarak, bebek beklediğini alamayınca anne-çocuk ilişkisi bozulur. Bu noktadan sonra bir kısır döngü başlar. Kendini kötü hisseden anne, bebeğine iyi bakamadığının suçluluk hissiyle daha da kötü hisseder ve depresyonun şiddeti artar. 0-1 yaş bebeğin “temel güven duygusu”nun geliştiği dönem olduğundan bu dönemdeki duygusal eksikliğin yaraları bir ömür sarılamaz. Psikiyatrik rahatsızlıkların sıklığını çok arttırır. Depresyon riskini arttıran etmenler: hamilelik sırasında depresyon, hamileliğin istenmemesi, hamilelik yaşının çok genç olması, daha önce depresyon olması, sosyal ve aile desteğinin sınırlı olması, yalnız yaşamak, evlilik sorunlarıdır.


Doğum sonrası depresyon, şiddeti çok fazla, annenin günlük işlerini yapmaya engel oluyor ve iki haftadan daha uzun sürdüyse tedavi edilmelidir. İlaçla ya da psikoterapi ile tedavi edilir. İlaçların kullanımında emzirme devam ettiği için tereddütler yaşanabilir. Çünkü bazı ilaçlar süte geçtiği için bebeğe etki edebilir. Ama bebek üstünde etkileri denenmiş ilaçlar, gerektiğinde anne ve bebek izlenerek kullanılabilir. Tedavinin diğer önemli ayağını anneye verilecek destek oluşturmaktadır. Bu destek annenin depresyonda olduğunu anlamakla başlar. İşlerini kolaylaştırmak, bebeğin bakımına yardım etmek, duygusal ve fiziksel olarak her zaman yanında olunduğunu göstermek gereklidir.


Bu haftaki yazımı doğum sonrası depresyonu daha iyi tanımlamak için, Marie Osmond’un içten ve empati dolu tarifiyle bitiriyorum. “Yatağımın yanındaki beşiğinde uyuyan yeni doğmuş oğlumun nefes alıp verişini duyabiliyorum. Sanki kendi hayatımla saklambaç oynuyorum. Yalnız bu oyunda ben, saklanmak ve asla bulunmamak istiyorum. Bedenimden kaçmak istiyorum. Onu artık tanıyamıyorum. Eski ben’e olan benzerliğimi kaybettim. Gülemiyor, yemek yerken keyif alamıyor, uyuyamıyor, işe konsantre olamıyor, hatta herhangi biriyle karşılıklı konuşma bile yapamıyorum. Böyle hissederek ne kadar devam edebilirim, boşluk, sonsuz yalnızlık. Ben kimim? Böyle sürdüremem.”


Haftaya görüşmek üzere sağlıcakla kalın …

Dr. Mehmet KARADAĞ
Gaziantep Tıp Fakültesi
Çocuk Psikiyatrisi Bölümü





759 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

DİKKAT EKSİKLİĞİ KÂBUSUNUZ OLMASIN! - 01/11/2020
Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB); aşırı hareketlilik, dikkat dağınıklığı ve dürtüsellik adı verilen isteklerini erteleyememe gibi belirtileri olan psikiyatrik bir rahatsızlıktır.
Okul Fobisi - 16/10/2015
Okulun yeni açıldığı bu dönemlerde sık sık okula gitmek istemeyen çocuklarla karşılaşırız. Aileden özellikle de anneden hiç bu kadar uzun süre ayrı kalmayan çocuklar,
Erken Doğum ve Aile Psikolojisi - 10/10/2015
Erken doğum ve sonrasında meydana gelen aksaklıklar, insanlığın ilk zamanlarından beri yaşadığı krizlerden biridir. Daha öncelerde çocukların organik problemlerine daha çok odaklanılırken, son 25-30 yıldır çocuğun
Renklerin Psikolojik Etkisi - 08/08/2015
Renkler yaşamımıza can veren ögelerdir. Renksiz bir dünya düşünemiyoruz. Odamızı boyayacağımız renkten, giydiğimiz kıyafete; arkadaşımız için seçtiğimiz çiçeğin renginden, trafik ışıklarına kadar hayatımızı renkler yönetiyor
Boşanma ve Çocuk - 02/08/2015
Boşanmaların sayısı dünya üzerinde olduğu gibi ülkemizde de artmaktadır. Bu artışın sebepleri; kişiler arasındaki anlaşmazlıklar, ailevi sorunlar veya sağlık sorunları gibi problemlerin artışıdır.
Bayram Sevinci - 21/07/2015
"Bugün bayram.. Sevinin çocuklar.." sözlerini hepimiz yakından biliyoruz. Peki çocuklar nasıl sevinir? Onları sevindirdi biliyor muyuz? Sevindirmek için neler yapmalıyız?
Şizofreni - 14/07/2015
Şizofreni en ağır akıl hastalıklarından biridir. Ömür boyu sürdüğünden bireyin hayatında az ya da çok mutlaka bir mağduriyete sebep olur.
Manik Depresyon - 04/07/2015
Manik Depresyon olarak bilinen Bipolar Bozukluk, sanılanın aksine toplumda oldukça yüksek görülen bir hastalıktır.
Çocuklarda Kitap Okuma Alışkanlığı - 26/06/2015
Yaz tatilinin gelmesiyle çocukların kendilerine ayırdıkları zaman dilimi de arttı. Bazı çocuklar aileleriyle tatile, yeni yerler görmeye, deniz havasının tadını çıkartmaya giderken, kimi çocuklar aile büyüklerinin yanına gönderildi
 Devamı
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam29
Toplam Ziyaret146187
Hava Durumu
Saat
Öğretmen Akademisi Vakfı

Öğretmenler Üretiyor